Hoşgeldiniz!

Eksik parçanızı buldunuz artık sizde paylaşılan bilgilerden yararlanabilecek, paylaşımda bulunabilecek ve özel mesaj gönderebileceksiniz..

Hemen Kayıt Olmak İçin Tıklayın!

Efsane İşletim Sistemi Symbian Hakkında Bugün Bile Hatırladığımız 5 Nostaljik Detay

Moderatör
Ticaret Puanı: 0 / 0 / 0
Katılım
11 Haz 2023
Mesajlar
37,870
Akıllı telefon dünyasının bugünkü tekdüze halini almadan önceki o şaşaalı ve deneysel dönemlerini hatırlıyor musunuz? Dokunmatik ekranların henüz hayatımızı tamamen ele geçirmediği, tuşlara basmanın verdiği o tatmin edici hissin ve Nokia’nın tartışmasız krallığının sürdüğü zamanlardan bahsediyoruz. İşte o dönemin kalbinde, hepimizin hayatına bir şekilde dokunmuş, teknoloji tarihinin tozlu raflarında yerini alsa da anılarımızda hâlâ capcanlı duran efsanevi işletim sistemi Symbian yatıyor. Gelin bu efsanenin neden hâlâ unutulmadığına yakından bakalım. Birleşen eller ve o ikonik açılış melodisi İlk olarak akıllara kazınan o ikonik açılış ritüelinden bahsetmemek olmaz. Telefonun güç tuşuna bastığınızda ekranda beliren, birbirine uzanan o iki el ve hemen arkasından duyulan o karakteristik, polifonik melodi, sadece bir işletim sisteminin değil, bir neslin ortak hafızasının simgesi hâline gelmişti. O ses duyulduğunda, sanki sadece bir telefonu açmıyor, sonsuz olanaklarla dolu, internete WAP üzerinden zar zor girilen ama yine de büyüleyici olan bir dünyaya adım atıyorduk. Bu açılış, teknolojiyle kurduğumuz o ilk samimi bağın sesli imzasıydı. Haftalarca süren pil ömrü Bir diğer unutulmaz detay ise şüphesiz günlerce hatta bazen haftalarca bitmek bilmeyen efsanevi pil ömrü ve cihazların sağlamlığıydı. Bugün yanımızdan ayırmadığımız powerbank’lerin veya her gece şarj etme zorunluluğunun olmadığı o günlerde, Symbian’lı telefonumuzla tatile gidip şarj aletini evde unutsak bile panik yapmazdık çünkü o batarya bizi asla yarı yolda bırakmazdı. Üstelik bu telefonlar o kadar sağlamdı ki yere düştüğünde "ekranı kırıldı mı" diye korkmak yerine, yerin zarar görüp görmediğini şaka yollu kontrol ederdik. Kişiliği olan telefonlar Tasarım konusundaki cesaret ve çeşitlilik de Symbian dönemini özel kılan ve bugün özlemle andığımız faktörlerin başında geliyor. Bugün hepsi birbirine benzeyen siyah dikdörtgen ekranların aksine o zamanlar her telefonun kendine has, bazen tuhaf ama her zaman özgün bir karakteri vardı. Kızaklısı, kapaklısı, tam klavyelisi, kalemi olanı ve hatta oyun konsoluna benzeyen modelleriyle Symbian, teknolojinin ne kadar eğlenceli, kişisel ve yaratıcı olabileceğini bize her yeni modelde yeniden kanıtlıyordu. Bluetooth dosya paylaşımı ve mobil oyunun doğuşu Uygulama ve oyun dünyasının temellerinin atıldığı o günlerde, Bluetooth üzerinden birbirimize gönderdiğimiz ".sis" veya ".jar" uzantılı dosyaların yarattığı heyecan dalgasını da unutmak mümkün değil. Efsanevi yılan oyunundan başlayıp, o dönemin sınırlarını zorlayan FIFA ve Asphalt gibi oyunlara kadar uzanan yelpaze, aslında bugünkü uygulama mağazası mantığının ilkel ama samimi atasıydı. Arkadaş ortamlarında virüs korkusuyla karışık yapılan o dosya transferleri, sosyal ağların olmadığı dönemde bizi birbirimize bağlayan en güçlü teknolojik sosyalleşme aracıydı. Cebimizdeki ilk multimedya bilgisayarları Son olarak N serisi gibi "multimedya bilgisayarı" olarak adlandırılan modellerin bize hissettirdiği o "profesyonel" havayı unutmak mümkün değil. Özellikle arka kapağı kaydırarak açtığımız kameralar, bizi bir anda profesyonel bir fotoğrafçı gibi hissettirir, 3G ile görüntülü konuşma yapabilmek (her ne kadar çok pahalı olsa da) bizi bilim kurgu filmlerinde sanmamıza yeterdi. Symbian, ofis dosyalarını cebimize sığdırarak ve müziğimizi kaliteli bir şekilde dinleterek, "akıllı telefon" kavramının altını gerçekten dolduran ve bize mobil olmanın gücünü ilk kez tattıran gerçek bir öncüydü.

 
Üst